Ana sayfa SAĞLIK Sezaryen doğum nedenleri nelerdir? Sezaryen doğumu arttıran etkenler

Sezaryen doğum nedenleri nelerdir? Sezaryen doğumu arttıran etkenler

49
0
sezaryen-dogum-nedenleri

Sezaryen, seksiyo ya da sezaryen doğum, 20 haftadan büyük olan fetusun karın yoluyla uterus duvarına yapılan insizyondan doğurtulmasıdır. Uterus rüptürüne bağlı olarak fetusun abdominal yolla dışarı alınmasını veya abdominal gebeliğin tahliyesini içermektedir.

Sezaryen kelimesinin Türk Dil Kurumu’na göre anlamı, ‘doğumun doğal olmadığı durumlarda karın ve döl yatağının kesilerek bebeğin doğurtulması’dır. Bu doğum şekli, başlangıçta ölmek üzere olan anneden canlı fetusun alınması için kullanılmıştır. Peki sezaryen doğum nedenleri ve sezaryen doğumu arttıran etkenler nelerdir?

Genel olarak sezaryen; vajinal doğumun güvenle tamamlanmasının mümkün olmadığı durumlarda, vajinal doğum ile birlikte maternal ve/veya fetal morbidite ve mortalitede belirgin artış riski varsa uygulanır.

Sezaryen operasyonu, obstetrik ve jinekolojinin en önemli operasyonlarından biridir. Çünkü gerek anne gerekse fetus için yaşam kurtarıcı değeri vardır. Buna karşılık uygulamadaki spesifik endikasyonlarda önemli değişiklikler olmuştur. Önceleri amaç engellenmiş eylemdeki annenin kurtarılmasıyken, giderek fetusun fazla belirgin olmayan bazı tehlikelerden kurtarılmasını da kapsamına almıẟtır. Bu değişimlerden sorumlu olan önemli faktörler, girişim ve anestezi tekniklerinin yanı sıra antibiyotiklerin ve kan ürünlerinin geliştirilmesidir.

Sezaryen doğum nedenleri ve arttıran etkenleri aşağıda bulabilirsiniz.

SEZARYEN DOĞUM NEDENLERİ VE BU ORANI ARTTIRAN ETKENLER

  • Kadınların eskiye göre daha geç yaşta evlenmeleri,
  • Daha geç yaşta gebe kalmaları,
  • Daha az sayıda çocuk sahibi olmak istemeleri,
  • nfertilite sorunlarının varlığı,
  • nfertil kadınların tedavi ile gebe kalabilmeleri, ”riskli bebek”ve “kıymetli bebek” kavramının ortaya atılması,
  • Ultrasonografi ve Fetal Monitorizasyon yöntemlerinin uygulanmaya başlanması ile uterus içindeki bebeğe daha kolay ulaẟabilme olanağının doğması,
  • “Fetal Distres” kavramını ortaya çıkması sezaryen oranlarını arttıran faktörlerdir.

Sezaryen ile doğum yapan gebelerde belli derecede risk taşıyan, ciddi cerrahi prosedürlerin gerçekleştirilmesi olarak görülmektedir. Bu cerrahi prosedürler komplikasyonların ve iyi tanınmış belirtilerin görülmesinde etkin hale gelmektedir. Doğum yapan diğer gebeler ise sezaryeni en etkili ve en kısa yoldan sonuç veren, en az risk taşıyan yol olarak değerlendirmektedir.

Bazı araştırıcılar son 20 yılda perinatal mortalitedeki azalmayı sezaryen oranındaki artışa bağlamaktaysa da diğerleri bu düşünceyi reddetmektedir. ABD’nde bu doğru olabilir ama örneğin rlanda’ da sezaryen oranı artmamasına rağmen perinatal mortalite azalmıẟtır. Perinatal mortalitedeki azalmayı; eğitim seviyesinde artma; ekonomik durumun düzelmesi, perinatal bakımda düzelme ve özellikle yenidoğan yoğun bakımı ve tedavisine bağlamak daha doğru olur.

Olatunbosum ve ark.’ları, 290 gebe üzerinde yaptıkları retrospektif çalışmada sezaryenlerin %23’ünü önlenebilir bulmuşlardır. Bu olguların %62’sinde hastaların;%38’inde doktorların isteğine bağlı sezaryen uygulanmıştır. Bunlarda en sık endikasyon %53 ile distosi ve %23 ile makat prezantasyonu oluşturmaktadır.

Dünya genelinde sezaryen oranlarındaki artışın yanısıra endikasyonlarda da büyük bir çeşitlilik ve değişim görülmektedir. Yinede gelişmiş ülkelerde sezaryenların %80’den fazlası dört major endikasyonla yapılmaktadır. Bunlar sıklık sırası ile;

  • Mükerrer sezaryen,
  • lerlemeyen travay,
  • Makat gelişi
  • Fetal distrestir.

Operatif komplikasyonların dikkatli bir cerrahi teknikle azaltılabileceği ve acil vakalarda elektiflere göre daha fazla görüldüğü de bilinen bir gerçektir

37. gebelik haftasından sonraki vajinal doğumlarda, yenidoğanın geçici takipnesi veya respiratuar distress sendromunun görülme oranı 5, 3/1.000 iken travayda olmayan sezaryenlerde bu oranın 35, 5/ 1000, travayda yapılan sezaryenlerde ise bu oranın 12, 2/ 1000 olduğu saptanmıştır.

Daha önce sezaryen doğum yapan kadınlar, daha sonraki gebeliklerinde vajinal doğum yapmaya teşvik edilmektedir. Bu durum artan sezaryen oranlarını düşürmek için bir strateji olarak görülmektedir. Fakat son 5-10 yılda yapılan çalışmalar, vajinal doğum yapmaya çalışan kadınların, planlanmış tekrar sezaryen doğum yapanlara göre ciddi bir şekilde kötü sonuç riski taşıdıkları görülmektedir

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here